16.02.2004

Yıldızların arasında!!!

Şimdi radyoların içerisinde artık öyle eskisi gibi ışık yanmıyor, düğmeyi çevirmeye de gerek yok, içlerinde o güzel sesli insanları aramaya da, Artık birçoğu çok ama çok uzaklarda, yıldızların arasında.

Söyleme Bilmesinler, 

Bu aşkın bittiğini 
Neden beni bırakıp 
Ellere gittiğini 
Yolumuz ayrılsa da 
Dost kalalım seninle 

Bu güzel mısraları duymayan yoktur herhalde, ya da duyup da kayıtsız kalan... Çocukluk yıllarıma rastlar bu güzel mısralarla tanışmam. Dedemlerde kalırdım bazen, sabahları gürül gürül yanan bir sobanın sıcaklığıyla kalkardım yataktan. Anneanem ekmekleri çıtır çıtır kızartıp üzerlerine kendi yaptığı reçellerle kaymakları sürerdi. Dedem her zamanki koltuğuna oturur, sabahın erken saatlerinde başlardı radyonun düğmesini çevirmeye, derken bir kanal bulurdu. 

İçinde ışık yanan o büyük radyodan insanlar şarkı söyler dururdu. Anlamazdım o zamanlarda tabii bu güzel ezgilerin değerini, sadece radyonun içerisine bakar biryerlerine saklanmış insanları arayıp dururdum çaresiz. Bugün algılayabiliyorum o güzel ezgilerin değerini. Diken gibi müzikler kulaklarıma battıkça canım acıyor, bağırasım geliyor. Lafı uzatmayayım, bilmem bilir misiniz yukardaki o güzel mısraların bestecisini, unuttuysanız hatırlatayım hemen geçen aylarda yitirdiğimiz ünlü besteci Selahattin Altıntaş. Geçip gitti aramızdan ansızın, habersiz... 

 

Kısa bir dönem içerisinde yitirdiğimiz isimlere şöyle bir bakıyorum Nezahat Bayram, Atilla İçli, Selahattin Altıntaş, Oksal Pekmezoğlu, Samim Değer, Suha Arın, Yusuf Nalkesen, Baki Duyarlar, Tomris Uyar, Kerim Afşar, Kerem Yılmazer, Avni Arbaş ve son olarak Cem Karaca. Bunlar sadece şu anda benim aklıma gelen isimler. Yerleri doldurulamayacak isimler. Bu toprakların yetiştirdiği ressamlar, müzisyenler, besteciler, yönetmenler, senaristler, oyuncular ve daha nice hatırlayamadıklarım. Bir yaprak misali dökülüyorlar. Bu doğanın bir gerçeği bilmiyor değilim, her canlının kaderi, doğup, büyüyüp, yaşlanıp ölmek. Ama kabullenmek zor geliyor hepimize... Yerleri doldurulamaz diyoruz çünkü yok artık o şarkılardaki güzel ezgiler hiçbir yerde. Yeni isimler nostalji adı altında geçmiş şarkılardan medet umuyor, umuyor ummasına da o güzel besteleri de, berbat yorumları ile katlediyorlar. Çok üzülüyoruz dökülen yapraklara, çünkü biliyoruz hissediyoruz, çok zor ama çok zor doldurulacak bir daha onların yeri... 

Şimdi radyoların içerisinde artık öyle eskisi gibi ışık yanmıyor, düğmeyi çevirmeye de gerek yok, içlerinde o güzel sesli insanları aramaya da, Artık birçoğu çok ama çok uzaklarda, yıldızların arasında...

Kaynak:  Hürriyetim / Anatolya